İçeriğe geç

SAGALASSOS : DAĞLARIN TEPESİNDEKİ MÜCEVHER – AĞLASUN / BURDUR (13 Nisan 2017)

ZİRVELERİN KENTİ SAGALASSOS

Ne zamandır duyduğumuz ama bir türlü gidemediğimiz Sagallassos için karavanımızla Burdur’un Ağlasun ilçesine geliyoruz. Levhalar Sagalassos yolunu gösteriyor. Levhaları takip edelim derken bir de bakıyoruz ki bir dağa tırmanmaya başlamışız. Meğer, Torosların bir kolu olan Ağlasun Dağı’nın güney eteklerinde 1500 – 1700 metre yüksekliğe kurulmuş bir kente kırmışız direksiyonumuzu. Dar ve virajlı da olsa tehlikesiz bir yol götürdü bizi, yeşilliklerin, koyun ve keçi sürülerinin arasından kıvrıla kıvrıla…

Vardığımızda gişe görevlisi 1510 metredesiniz dedi. Bazı kaynaklarda 2045 metre diye yazıyor. Altimetre götürmek lazımmış. Buraya gidecek birisi altimetre götürüp ölçerse bizimle paylaşmasını özellikle rica edeceğim.

2400 metredeki Machu Picchu ve 3400 metredeki Cusco (Peru) deneyimi yaşadığımızdan bu yükseklik bize pek koymaz dedik ve başladık antik kenti turlamaya. Ancak anladık ki, aynı Peru’daki gibi yavaş olunması, fazla hızlı hareket edilmemesi gerek. Oksijen bu irtifalarda azalmaya başladığından nefes alışı zorlaşıyor.

Kentin yayıldığı alan epey geniş. Yürüyüş rotaları belirlenmiş.Sarı tur 1,5 km. Sarı ile birlikte kırmızıyı da yaparsanız 2,5 km. Sarı, kırmızı ve maviyi de yapmak isterseniz 4 km. Vaktiniz yoksa maviyi yapmayabilirsiniz, ama buraya gelmişken sarı ve kırmızı turu mutlaka tamamlayın.

Kentte yön levhaları ve açıklayıcı bilgi levhaları çok güzel düzenlenmiş. Her levhanın alt köşesinde QR kod var. Cep telefonunuzun QR kod okutucusuna taratıp internetten tüm bilgileri almak mümkün.

Hatta kent hakkında hazırlanmış mükemmel web siteleri var;  http://www.tursaga.com/tr ve http://www.sagalassos.be

Bu iki web sitesi, kazı heyeti ve bilim insanları tarafından oluşturulmuş harika siteler.

KENT NEDEN BU KADAR YÜKSEKTE ?

Kentin bu kadar yükseğe kurulmasının birçok nedeni var;

1- İlk sebep; güvenlik. İstilacıların işgalinden korunabilmek için bu yüksekliği tercih etmişler. Peki korunabilmişler mi? Hayır. Bütün uygarlıklar gelmiş geçmiş Sagalassos’tan. Önce antik Yunan uygarlığının istilasına uğramış, ardından Makedon imparator İskender fethetmiş kenti. Sonra Romalılar. Hatta Romalılar kente ulaşımı kolaylaştırmak için kilometrelerce yol yapıp her yere bağlamışlar Sagalassos’u. Bu dönemde antik Pisidia Bölgesi’nin başkenti olmuş ve en görkemli dönemlerini yaşamış. M.S. 600’lü yıllarda büyük bir deprem yıkmış kenti. Ardından büyük bir veba salgını olmuş. Kentin eski cazibesi kalmasa da yine istilacılardan kurtulamamış. M.S. 12. yüzyılda Selçuklular gelmiş ve aşağıdaki Ağlasun’u kurmuşlar. Kentin güzelliği dolayısıyla binlerce yıl bir çekim merkezi olmuş ve bu kadar yüksekte kurulması onu başkalarından koruyamamış.

2- Kentin bu noktada kurulmasının bir sebebi de birçok su kaynağının burada bulunması. Kente “suların kenti” de denmekte. (Bknz: http://www.borusan.com.tr/tr/haberler/tum-gorkemiyle-sular-sehri-sagalassos ) Kentin her tarafında çeşmeler ve hamamlar var.

3- Kent, zamanında yoğun ormanlık bölgenin içindeymiş. Tercih sebeplerinden birisi de muhtemelen ahşabın kolay temini.

4- Bir sebep de kent çevresinde işlenebilir taşın bol olması. Bina yapımında başka yerden taş taşımaya gerek kalmaması.

5- Bir diğer sebep, kentin bulunduğu yerde killi bir toprak yapısının olması. Bu toprak sayesinde çanak-çömlek yapımı çok kolay ve yaygın hale gelebilmiş. Zamanla (demir ile birlikte) kentin önemli bir ihraç ürünü olmuş.

6- Kentin ilk kurulduğunda belki bilinmeyen, fakat sonradan keşfedilen demir cevheri de kentin terk edilmeyip gelişmesinde önemli bir etken olmuş. Demirden yapılan aletler ve takılar, döneminin en ileri ürünleri olarak ün salmış ve diğer kentlere satışından önemli gelirler elde edilmiş.

SAGALASSOS’TA KİMLER YAŞAMIŞ

Sagalassos en sağlam kalmış antik kentler arasında. Şu ana kadar, kazılarda M.Ö. 500’lü yıllardaki yaşam belirtilerine ulaşılmış. Ancak alt katmanlarda daha eski dönemlere ait kalıntılara ulaşılacağına kesin gözüyle bakılıyormuş. Çünkü burada yaşayanlar LUVİLER ve biliniyor ki Luviler M.Ö. 3000 yılına tarihleniyor. Hititlerin yazıtlarında M.Ö. 1400 yıllarındaki Sagalassos’tan bahsediliyormuş.

KİMDİR BU LUVİLER ?

Luviler Anadolu’nun en eski halkı. Bir düşünceye göre Anadolu’nun has yerli halkı. Bir düşünceye göre Anadolu’ya Asya’dan Kafkasya yoluyla giren bir halk. Anadolu’ya gelmeden önce Hititlerle akraba oldukları iddiası da var. Fakat dilleri Hititçeden tamamen farklı bir Hint-Avrupa dili. Hatta, dil bilimcilere göre Dünyada ilk Hint-Avrupa dili Luvi diliymiş.

Hukuk Fakültesi’nde çok sevdiğimiz hocamız Prof. Dr. Bilge Umar, Luviler üzerine ciddi araştırmalar yapmış ve Anadolu’daki yer adlarının çoğunun Luvice’den geldiğini iddia etmiştir. “Türkiye’de Tarihsel Adlar” adlı kitabında yer alan iddiaları, bilim insanlarının kaynakçasını oluşturmuş ve genel kabul görmüştür. Hatta bazı dil bilimciler, antik Yunan’da yerleşmiş bulunan birçok kelimenin (dram, drama, tiyatro, komedya, tragedya vs.) kökeninin Luvice olduğunu söylemektedir.

Luvi dilinin M.Ö. 2000’de Anadolu’daki yaygınlığı haritada şöyle gösterilmiştir;

M.Ö. 2000 yılında Anadolu’da konuşulan diller.

Sarı renkle Hitit dilinin merkez bölgesi; mavi renkte ölü dil olan Luvi dilinin Anadolu Kolu; kırmızı renkli Palaiko adı verilen Hitit İmparatorluğu’na bağlı olan ve onun kuzeye doğru uzantısı durumunda bulunan bölgede ise M.Ö. 1500 yılına kadar konuşulan ve daha sonra Kafkasya’dan gelen göçler neticesinde ölü dil durumuna düşen Palaik dili gösterilmektedir (Wikipedia’dan alınmıştır).

Luviler Hititlerden önce M.Ö. 3000 yıllarında Anadolu’da görülmeye başlanmıştır. Daha doğrusu yazının bulunduğu yıllara denk gelen bu dönemden öncesi, kayıt olmadığından araştırmalar devam etmektedir.

Bilge Umar şöyle demiştir; “Tarih bilimi Güney ve Batı Anadolu’da Luvi’lerden daha önce yaşamış ve uluslaşmış bir halkın, Luvi dilinden daha önce konuşulmuş bir dilin varlığını asla saptayamamıştır.”

Hind-Avrupa dilini konuşan ilk ulus olan Anadolu’lu Luvi’ler Anadolu’nun da bilinen en eski halkıydılar. Arkeolog Firuzan Kınal, Mersin, Hacılar ve Alişar kazılarından elde edilen bulgulardan yola çıkarak, Anadolu’da M.Ö. 6000 yıllarında ortaya çıkan, bakır-taş çağı kültürünü yaratanların Luvi’ler olduğu tespitini yapıyor. Bilge Umar Firuzan Kınal’la aynı kanaati paylaştığını şu cümlelerle ifade ediyor; “Batı Anadolu ve Güney Anadolu arkeolojik buluntularının Luvi sayılması asıldır, aksi kanıtlanmadıkça onlara Luvi gözüyle bakmak zorundayız. Çünkü bir defa daha söyleyelim,  Batı ve Güney Anadolu’da Luvi kültüründen daha eski hiçbir yerli kültür, hiçbir yerli dil şimdiye kadar saptanabilmiş değildir.”

LUVİLERİN YAŞAM BİÇİMLERİ

Yapılan araştırmalar, özellikle Sagalassos’taki yerleşimlerin incelenmesi, Luvilerde kölelik sisteminin olmadığını göstermiş. Toprak sahipleri topraklarında köleler çalıştırmaz, kiraya verirlermiş. Kiralayan köylülerin en fakir kesim olduğu, onların da oldukça iyi durumda olduğu bilgileri edinilmiş. Özellikle Sagalassos’ta en kalabalık nüfusun esnaf ve sanatkarlar olduğu, çok az bir kesimin zengin olduğu anlaşılmış. Troya’nın da bir Luvi kenti olduğu bilim insanlarınca artık kabul ediliyormuş.

Luviler hakkında ayrıntılı bilgilere şu siteden ulaşabilirsiniz;  http://luwianstudies.org/tr/

Luvilerin Hititçede “ışık insanı” anlamına geldiği saptanmış. Bir Luviden bahsederken başına “A” takısı konulurmuş ve onlara Aluvi denirmiş.

ŞİMDİKİ ALEVİLERİN LUVİLERDEN GELDİĞİ İDDİASI

Aluvi kelimesinden şimdiki Alevi kelimesinin türediği, “Alevi” kelimesi ile Hz. Ali’nin bir ilgisi olmadığı iddia edilmektedir. Luvilere ışık insanları denmesinden yola çıkarak ikinci bir düşünce ileri sürülmektedir. O da “alev” kelimesinden alevinin türediği ve ışık insanlarının yani Luvilerin kastedildiği düşüncesidir. Bu düşünceye “Işıkçılık” denmektedir (Bknz; https://tr.wikipedia.org/wiki/Işıkçılık )

Bknz; https://evrenvenur.wordpress.com/2014/04/07/isik-insanlari-luviler-aluviler/

Bu konuda Erdoğan Çınar’ın kitapları vardır; “Aleviliğin Gizli Tarihi”, “Aleviliğin Kayıp Bin Yılı”, “Aleviliğin Kökleri” … v.s.

Luvilerin Yunanistan, Balkanlar, Sicilya ve İtalya’ya yayıldığı bilim insanlarınca genel olarak kabul edilmektedir. İşte bu yayılmadan yola çıkarak, sonraki dönemlerde Bulgaristan’da ortaya çıkan ve orta Avrupa’ya yayılan Bogomilliğin de Alevi kaynaklı olduğu söylenmektedir. Bogomillik, hıristiyanlığa bir başkaldırı hareketidir. İsa’yı Tanrı’nın oğlu olarak görmeyi reddederler ve peygamber olarak kabul ederler. Kiliseler arasındaki hiyerarşiyi ve dolayısıyla Papalığı reddederler. Afaroz edilirler. İdama mahkum edilir veya sürülürler. Sürgünlerle Bosna Hersek civarına yerleşir ve oradaki en büyük inanış grubunu oluştururlar. Bosna Hersek’e Osmanlı’nın gelmesiyle birlikte kitleler halinde müslümanlığa geçerler.

Hıristiyanlığa bir diğer başkaldıran halk Fransa’da Katharlar’dır. Katharların da Alevi olduğu iddia edilir.

Böylece Luvilerin binlerce yıldır etkisini koruyan bir halk olduğunu söyleyebiliriz. Luvilerden Aleviler, Bogomiller, Katharlar… Bir de dilleri yaşayabilseydi ne güzel olurdu…

SAGALLASSOS’TAN ÇOK ETKİLENECEKSİNİZ

Sagalassos’u gezmeye başlayınca, ilk başlarda gördüklerinizle sakın yetinmeyin. Gezmeye devam edin ve Antoninler Çeşmesi’ne ulaşın. Bununla da yetinmeyin ve tiyatroya ulaşın. 9000 kişilik muazzam tiyatro insanı ürpertiyor. Bir kısmı yıkılmış olsa da neredeyse tamamına yakını sağlam olan tiyatro kentin ihtişamını çok güzel anlatıyor.

Antoninler Çeşmesi ise kentteki zerafet ve sanatsal yapıyı gözler önüne seriyor.

Yukarı kısımda, üstü kapatılarak korumaya alınmış büyük bir mozaik var.

Sisli bir ortamda çektiğimiz birkaç video ile kenti tanıtıp aşağıdaki fotoğraflarla yazımızı tamamlayalım;

Sagalassos’un 9000 kişilik amfitiyatrosu;

Ve fotoğraflar;

Sagalassos, mutlaka gezilip görülmesi gereken bir değer. Ülkemizdeki birçok antik kent içinde önemli bir yere sahip. Sagalassos’ta yapılacak daha çok iş var. Yukarıda bahsettiğim gibi, henüz M.Ö. 500’e ulaşılmış. Hedef M.Ö. 3000. Kazılar alt katmanlara doğru devam ettiği sürece bu mümkün olacak. Bizler ne kadar çok ilgi gösterirsek ve destek olursak devletin ve özel sektörün göstereceği ilgi de o derece artacaktır. Kazılara sponsor olan kuruluşlara ülkem adına çok teşekkür ediyor ve devamını bekliyoruz.

Haydi güzel ülkem, tarihi keşfetmeye ve ayağa kaldırmaya…

2 Yorumlar »

Bir Yorum Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: