İçeriğe geç

Brisbane; Doğal Şaheserlere Yakın Başkent (Capital, Near Natural Masterpieces) Queensland/Australia – (03-07.02.2020)

Cairns’ten Brisbane’a aynı eyalet içinde uçtuğumuzdan saat farkı yok. Havaalanı şehre çok yakın ve deniz kıyısında. Deniz kıyısını daha verimli değerlendirmek varken havaalanının buraya yapılmasının bir açıklaması vardır mutlaka.

Brisbane deniz kıyısına kurulan bir şehir değil. Denize yakın ama Brisbane Nehri’nin kıvrımları arasında kurulmuş olan bir nehir şehri. Bu nedenle deniz kıyısını kullanmak şehir için önemli olmasına ve başka alanlar da olmasına rağmen havaalanının tam deniz kıyısına kurulmuş olmasının sebebi gerçekten merak uyandırıyor. Söylemek istediğim haritadan daha net anlaşılabilir;

Havaalanı şehre yakın olunca taksiyle 15 dakikada varıyoruz. Trafik yoğun olmakla birlikte akıcı.

Brisbane, Queensland Eyaleti’nin başkenti. Yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu bir metropol. Avusturalya’nın 3. büyük kenti. Çok eski bir kent değil. 1859’da eyalet başkenti olması ile birlikte büyümeye ve gelişmeye başlamış. 1859’da kent nüfusunun sadece 7.000 olduğunu düşünürsek gelişmenin ivmesini daha iyi anlarız.

Otelimize geliyoruz. Tam Brisbane nehri kenarında. Yeri çok güzel. Odaya çıkınca şaşkınlık içinde kalıyoruz. Acaba bir ay mı kalsak burada ? Şöyle bir oda;

Otelde biraz dinlendikten sonra kendimizi Brisbane sokaklarına bırakıyoruz. Ancak caddelerden, çevreyolları, viyadük ve köprülerden Brisbane Nehri’nin keyfini alamıyoruz ne yazık ki.

Brisbane demek Brisbane Nehri demek. Nehrin kuzey kısmına Northbank, güney kısmına Southbank deniyor. Yani kuzey kıyısı ve güney kıyısı. Kuzey kıyısı tamamen otoyollar, viyadükler, üst geçit ve köprülerle sevimsiz bir hale gelmiş. Bazı yerlerde ahşap bir yaya yolu bırakılmış ama yanınızdan yoğun araba trafiği işlerken hiçbir zevki yok burada yürümenin.

Nehrin güney yakası ise çok keyifli. Yürüyüş yolları, bisiklet yolları, halka açık kumsalı olan havuz, parklar, bahçeler, kültür merkezleri, kafe ve restoran/barlar ile tam bir huzur bölgesi yaratılmış.

Kent merkezinin fotoğrafları aşağıda. hangisi hangi yaka altlarında yazılı.

Brisbane merkezinden denize biraz mesafe olduğundan (aslında en fazla yarım saat), insanların yaz sıcağında ferahlaması için halka açık havuz düşünülmüş. Aynı Cairns’te olduğu gibi. Kumsal da yapmışlar. Çok keyifli bir mekân yaratılmış. İnsanlar öğle tatillerinde ya da iş çıkışında buraya gelip yüzüyorlar. Streslerini atıp evlerine öyle gidiyorlar.

Başlıkta dediğimiz gibi Brisbane doğal şaheserlere yakın bir başkent. Kendisinde çok fazla bir şey bulamadık. Evet nehrin güney kıyısı güzel düzenlenmiş ama hepsi o. Şehir merkezinde fazla bir şey yok. Brisbane’ın kuzeyinde Sunshine Coast, Noosa, Fraser Adası ve Cairns’e kadar muhteşem bir sahil şeridi var. Brisbane’ın biraz güneyinde Gold Coast, Queensland Eyalet sınırının hemen aşağısında Byron Bay kolaylıkla ulaşılabilen muhteşem yerler.

Biz de önce Fraser adasına gidelim diye düşündük. Doğal güzellikleri ile ünlü bir adaymış. Avustralyalı dostlarımız araba kiralamanın pek doğru olmayacağını söyledikleri için hep toplu ulaşım vasıtaları arayışındayız. Tren, otobüs, artık ne varsa gideceğiz. Günübirlik turlar da varmış Fraser Adası’na ama 3 saatlik bir yol, ardında 20 dakika feribot, indi-bindi gidiş-geliş 7 saat yolda geçecek. Vazgeçiyoruz. Otobüsle gidilebilecek birkaç bölge arasından seçim yapıyoruz. Gold Coast ve Sunshine Cost’u bir dahaki sefere bırakıp Noosa ve Byron Bay’de karar kılıyoruz.

BYRON BAY

Bayron Bay plajlarının güzelliği ile ünlü, 10.000 nüfuslu bir kasaba. Küçük bir yerleşim ama çok sevimli. Doğal güzellikleri hiç bozulmamış. Avustralya’nın en doğu ucu Cape Bayron da burada. Cape Bayron Deniz Feneri’nden engin bir Pasifik Okyanusu manzarası var. Otobüs 4 saat sürmesine rağmen, NSW eyaleti saat sistemine geçtiğimiz için vardığımızda, oranın saatine ayarlayıp 5 saat sonra varmış olduk. Dönüşte 1 saat alacağımız ile 3 saatte varmış olacağız. Yolda Gold Coast’tan geçtik. Nefis kumsal bir kıyıda yükselen gökdelenler… Bayron Bay bize çok daha sevimli geldi. Yüksek katlı bina olmaması insanın üzerine üzerine gelen beton yığınlarından sıyrılıp nefes aldırıyor.

Byron Bay’den balina gözlem turları düzenleniyor. Daha uzun süreli daha doğrusu gece kalmalı gelseydik balina turlarına katılma şansımız olurdu. Günübirlik gezimizde bu olanağımız yok maalesef. Bir dahaki sefere diyoruz.

Plajların güzelliğini anlatmakta video daha çok yardımcı olacak;

NOOSA

Noosa otobüsümüz, otelimize yakın tren garının içindeki otobüs terminalinden saat 07:30’da kalkacak. 07:10’da terminaldeyiz. Yağmur başlıyor. İnşallah Noosa’da yağmur yoktur da rahatlıkla dolaşırız diye düşünüyoruz. Epey bir kalabalık bekleşiyor. Demek ki 07:30’da kalkacak çok otobüs var. Otobüsler geliyor, yolcularını alıp gidiyor ama Noosa otobüsü yok meydanda. Tam 20 dakika gecikmeli geliyor bizim otobüsümüz. Dakikası bile şaşmayan metrolardan sonra oldukça şaşırtıyor bizi bu gecikme. Avustralyalılar da epey söyleniyor. Demek ki sık rastlanılan alışılmış bir şey olmasa gerek. yarım saat gecikmeli hareket ediyoruz. Saat 10:20’de varıyoruz Noosa’ya.

Noosa, bir nehrin denize döküldüğü delta üzerinde kurulmuş, 5000 nüfuslu küçük bir balıkçı kasabası. Tabii balıkçı kasabası derken buradaki ultra lüks villaları da es geçmemek gerek. Buranın balıkçı kasabaları böyle. Bir yandan işinde gücünde, küçücük tekneleriyle geçinmeye çalışan balıkçılar, bir yandan jipleriyle geldikleri villalarının önündeki süper motoryatlarıyla yakınlardaki adalara 15 dakikada varan hız ve lüks tutkunları birarada.

Noosa’nın insana huzur veren bir sakinliği ve güzelliği var. Göze batan hiçbir çirkinlik yok. Kafa dinlemek, huzur içinde bir tatil yapmak isteyenler için mükemmel bir yer. Avustralya’nın bu özelliği çok güzel; isteyenlere kalabalık, cıngıl cıngıl, gökdelenler, AVM’ler, gece kulüpleri, çılgın eğlenceler vaad eden Gold Coast veya Sunshine Coast gibi tatil yerleri de var, isteyene Byron Bay veya Noosa gibi sakin ve huzurlu tatil yerleri de. Bu sakin ve huzurlu kasabalar da zamanla gökdelenlerle kaplı kentlere dönüşebilir mi? Bundan 30 yıl önceki Kuşadası’nı ya da Bodrum’u düşünün. Şimdi gökdelenlere teslim olmuş Kuşadası gibi olur mu bu güzel kasabalar? Kış nüfusu 150.000 olan Bodrum’un yaz nüfusunun 750.000 olması gibi olur mu acaba? Nüfus yoğunluğu açısından pek tahmin etmiyorum. Yüksek katlı binalar için de inşallah olmaz diyorum. Esasen bizlerden çok daha iyi şehircilik uygulamalarını gördüğümüz için ve şehir planlamasına çok dikkat ettiklerini bildiğimiz için Kuşadası’na dönüşme ihtimalinin çok az olduğunu tahmin ediyorum ve olmamasını yürekten diliyorum.

Noosa ve Byron Bay gibi kasabaları dolaşmak, küçük güzeldir şiarını insanın kendi kendine kanıtlaması ötesinde, doğal güzelliklerin nasıl korunduğunu görüp insanı rahatlatıyor ve geleceğe dönük umutlarını arttırıyor. Çocuklarımıza az da olsa bırakacağımız güzellikler olacak bu Dünya’da. Aynı duyguyu Yeni Zelanda’nın Russel, Opua, Queenstown kasabalarında da yaşadık. Buralar hiç bozulmadan kalırsa insanlık önemli bir başarı elde etmiş olacak. Hiçbir şey yapmadan elde edilecek bu başarının ne kadar zor olduğunu ve aslında ne kadar çok şey yapmak gerektiğini anlatmaya gerek yok sanırım.

Bu güzel yerleri dolaşırken kendi belleğimize güvenmeyip o kadar çok deklanşöre basmışız ki üçüncü SD kart da doldu ve yeni SD kart taktık. Sonra çıktığımız Yeni Zelanda yolculuğunda fotoğraf makinemizi uçakta unutunca bu noktadan sonra çektiğimiz fotoğraflar da gitti ne yazık ki makine ile birlikte. Makine de bulunamadı fotoğraflar da. Az bir miktar kaybettiğimize sevindik tabii. Ancak bundan sonraki Noosa ve iki günlük Brisbane fotoğrafları elimizde olmadığından artık az bir fotoğrafla yetinmek zorundayız.

Bu yazıyla birlikte Avustralya yazılarımız son buluyor. Bundan Sonra Yeni Zelanda anılarımızı sizlerle paylaşacağız… Bekleyin geliyor…

Avustralya yazılarımızın bağlantılarını aşağıda toplu olarak sunalım;

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi: