İçeriğe geç

PİRE’DEN PATRAS’A KEYİFLİ BİR YOLCULUK (9-10 Ağustos 2016 – 2. ve 3. Gün)

PİRE’DEN PATRAS’A 212 KM.

Sabah 06:30’da feribotumuz Pire Limanı’na yanaştı. Önceki gelişimizde Pire’de Microlimani bölgesini çok sevmiştik. Oraya gidip bir kahvaltı edelim istedik. Fakat navigasyon bizi Atina merkeze soktu. Sintagma Meydanı’na ve parlamento binasına da selam verip Atina merkezini istemeden de olsa güzelce dolaştık, fakat Microlimani yoluna giremedik. Çok fazla yol çalışması var. Herhalde o yol kapalı ve kalabalıktan farkına varamadık diye düşündük.

Patras yoluna girdik. Amacımız deniz kıyısı bir yerde mola verip dinlenmek. Korent Körfezi’nin güney kıyısına geçtikten sonra manzara ve yolumuz çok keyifli hale geldi.

Yolumuzu haritan görmek isterseniz aşağıda linke tıklayın lütfen.

https://yandex.com.tr/harita/?um=constructor:woDeU4rkEz5uhwbd9HBXoE-UYxi0kX8P&source=constructorLink

Yol boyunca herkes tertemiz denizin sefasını sürüyordu. Güzel bir kasabada deniz kıyısına park ettik. Kahvaltı ve deniz molası için çok güzel bir bölgeydi.

Kiliseyi bile deniz kıyısına, plajın dibine yapmışlar, başka yer kalmamış gibi. Denize girip yüzenler o anda hemen kiliseye gidip ıslak ıslak dua edecekler sanki… “Tanrım yüzerken işlediğim günahlardan dolayı beni affet yarabbi…”

Yol boyunca manzaralar enfesti.

TSOLİ’S CAMPİNG ÇOK GÜZEL BİR SEÇENEK

Yolda deniz kıyısında bir kamping levhasını görünce, hem mola vermek hem de Yunanistan’daki kampingler hakkında fikir edinmek için uğradık. Harika bir kampingti. Plajı, iskelesi, kafeteryası, marketi, tertemiz duş ve tuvaletleri ile bizi oldukça etkiledi. Fiyat tarifesi de aşağıda. Gitmek isteyenler için iyi bir seçenek. Denizin tertemiz olduğunu hep söylüyorum ama kampingteki denizin de billur gibi olduğunu özellikle vurgulamak gerek.

Bu kampingte kalmak isteyenlere yolu da tarif edelim;

PATRAS HEM LİMAN KENTİ, HEM SAYFİYE

Sahilden nefis manzaralar eşliğinde yaptığımız yolculuk Patras’ta son buldu. Arabayla şehir turu yaptıktan sonra ticari limanın içindeki park yerine karavanımızı park ettik. Hemen şehri gezmeye çıktık. Patras (Yunancada Patra deniyor), 400.000 nüfusuyla Yunanistan’ın 3. büyük şehri. Liman kenti olarak önemli bir işleve sahip. İon Denizi ve Adriyatik yönüne buradan birçok feribot kalkmakta. Yük taşımacılığında da önemli bir liman.

Şehrin merkezinde çok önemli bir özellik yok. Trafiğe kapalı caddelerde yürüyüş yapmak keyifli. Dükkanlar kaliteli ve estetik. Akşam olunca her yer ana baba günü gibi. Kalabalık caddelere taşıyor.

Buralar bizim memleket aslında. Mora Yarımadası’nı bizim memleket sayarsak epey geniş bir coğrafyayı sahiplenmiş oluyoruz. Mora Yarımadası’nın en büyük şehrindeyiz. Dedelerimiz belki de Patras’ta yaşamışlardı, kim bilir?

Akşam geç saate kadar sahilin ve sokakların güzelliğini yaşadık. Geç sattte geldiğimiz karavanımızı yerinden oynatmaya üşendik. Zaten tam karşısındaki turizm acentesine gece burada kalsak olur mu diye sormuştuk. Bir sorun olmaz dediği için de otoparkta kalmaya karar veriyoruz.

Öğlen, bu turizm acentesinden, Venedik veya Trieste’ye bilet sorduk. Rakamlarda anlaşamadık. Bizim karavanın yüksekliği ve boyu itibariyle 350 Euro olması gerekirken acente 510 Euro kategorisine soktuğu için vazgeçtik ve bilet almadık. Biraz araştırdıktan ve harita üzerinde çalıştıktan sonra, kuzeye çıkmaya karar verdik. Feribotların hepsi İgoumentsa’dan da kalkıyor. Yol üzerinde Messolonghi, Preveze, Parga gibi kentler bizi heyecanlandırdı ve derhal bu yolu yapmaya karar verdik. Biletimizi de İgoumenitsa’dan alırız diye düşündük. Akşam geç saatte dahi turizm acentelerini açık bulunca hepsinden fiyat almaya başladık. Sonunda bir acente dediğimizi kabul etti ve 350 Euro’ya biletimizi buradan aldık.

Gece otoparkta sorunsuz kalmamıza rağmen sabah erkenden gürültü başladı. Kahvaltıyı daha güzel bir yerde yapmak için yola koyulduk. Ticari limanı hemen geçer geçmez deniz kıyısında bomboş alanlarla karşılaşınca gece keşke burada kalsaymışız dedik.

Buradan batıya ilerledikçe deniz kıyısında çok güzel parklarla karşılaştık. Her taraf uygun. Patras’ta kalacak yer sorunu hiç yok. Batıya devam ettikçe, deniz kıyısını takip ederek nefis plajlara geldik. Halkın sayfiye olarak kullandığı evler var ağırlıkla bu tarafta. Hem de sadece şehre 10 km. Deniz kıyısında kafeteryalar, lokantalar… Herkes bir yandan kahvesini yudumluyor veya yemeğini yiyor, bir yandan denize giriyor. Al masanı denizin içine kur. Stresten ve büyük şehir kalabalığından bu kadar uzaktaki bir şehir yaşamı gerçekten çok hoş.

Bu güzellikleri bırakıp yollara düşme vakti geldi. Ne de olsa daha başka güzellikler beklemekte bizi.

Sonraki yazımızda Rio Köprüsü’nden Korent Körfezi’ni geçiş ve Messolonghi ile devam edeceğiz.

Bir Yorum Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: